Vişne Reçelini Hiç Sevmem Çakabey Hoca

Vişne Reçelini Hiç Sevmem

Bir, iki, üç! Koşun!” dedi Mustafa. Herkes var gücüyle koşuyordu. Dedikleri yere geldiklerinde soluk soluğa kalmışlardı. Beş dakika kadar soluklandılar. Sonra Mustafa yeniden: “Bir, iki, üç; hep beraber ‘Gâvur gelmiş, gâvur...
Stokta var
Kargo Ücreti: 45,00 TL
indirimli
54,45TL
Taksitli fiyat: 9 x 6,93TL
9786257831222
1121464
Vişne Reçelini Hiç Sevmem
Vişne Reçelini Hiç Sevmem
54.45

Bir, iki, üç! Koşun!” dedi Mustafa. Herkes var gücüyle koşuyordu. Dedikleri yere geldiklerinde soluk soluğa kalmışlardı. Beş dakika kadar soluklandılar. Sonra Mustafa yeniden: “Bir, iki, üç; hep beraber ‘Gâvur gelmiş, gâvur gelmiş, gâvur gelmiş!” diye tempo tutarak ilerlemeye başladılar.

Ne yaptın peki?” “Yahu ne yapacam, oğlak ağılı gibi dolduk üst üste. Sabahı zor ettim. Sabahleyin erkenden kalktım ‘Avrat şu ekmek parasını al!' Ben gidiyorum dedim.” “Nereye?” dedi. “Neresi yok hatun, azan Şıh'ın evine, tezen Şıh'ın evine! Danayı büvelek tutmuş o da Şıh'ın evine.

Eyvah! Her şey iyi güzel de bu hangi reçeldi? Üç tane reçel kavanozu karşımda duruyordu. En başta vişne kavanozu, yanında gül reçeli kavanozu, diğeri de kayısı reçelinin kavanozu. Aman Yarabbi bir türlü seçemiyordum! Başladım Fatma teyze: Gül, vişne, kayısı! Patrona sorsam dedim, durduğumuz yerde bir azar daha işitiriz. Baktım olmadı, en iyisi üst salonda üç kişi çalışıyoruz. Benim adım Garip, öbür garsonlardan birinin adı Vedat, diğeri de Kadir. Kim gelirse isminin baş harfine göre katarım reçeli diyordum. İki dakika zaman tutayım. Kadir gelirse kayısı, Vedat gelirse vişne, gelen olmazsa ben, yani gül katacağım. Netice de reçel reçeldir.



(Tanıtım Bülteninden)


Kitabın Özellikleri
Hamur Tipi:
2. Hamur
Stok Kodu:
9786257831222
Boyut:
13,5 x 19,5
Sayfa Sayısı:
143
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2020
Kapak Türü:
İnce Kapak
Kağıt Türü:
2. Hamur
Dili:
Türkçe
Kategoriler:

Bir, iki, üç! Koşun!” dedi Mustafa. Herkes var gücüyle koşuyordu. Dedikleri yere geldiklerinde soluk soluğa kalmışlardı. Beş dakika kadar soluklandılar. Sonra Mustafa yeniden: “Bir, iki, üç; hep beraber ‘Gâvur gelmiş, gâvur gelmiş, gâvur gelmiş!” diye tempo tutarak ilerlemeye başladılar.

Ne yaptın peki?” “Yahu ne yapacam, oğlak ağılı gibi dolduk üst üste. Sabahı zor ettim. Sabahleyin erkenden kalktım ‘Avrat şu ekmek parasını al!' Ben gidiyorum dedim.” “Nereye?” dedi. “Neresi yok hatun, azan Şıh'ın evine, tezen Şıh'ın evine! Danayı büvelek tutmuş o da Şıh'ın evine.

Eyvah! Her şey iyi güzel de bu hangi reçeldi? Üç tane reçel kavanozu karşımda duruyordu. En başta vişne kavanozu, yanında gül reçeli kavanozu, diğeri de kayısı reçelinin kavanozu. Aman Yarabbi bir türlü seçemiyordum! Başladım Fatma teyze: Gül, vişne, kayısı! Patrona sorsam dedim, durduğumuz yerde bir azar daha işitiriz. Baktım olmadı, en iyisi üst salonda üç kişi çalışıyoruz. Benim adım Garip, öbür garsonlardan birinin adı Vedat, diğeri de Kadir. Kim gelirse isminin baş harfine göre katarım reçeli diyordum. İki dakika zaman tutayım. Kadir gelirse kayısı, Vedat gelirse vişne, gelen olmazsa ben, yani gül katacağım. Netice de reçel reçeldir.



(Tanıtım Bülteninden)


Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat