Anne Çiçekleri Özlem Çetinkaya

Anne Çiçekleri

Hayır anne. Şimdi ölemezsin.Ben seni sevmeden olmaz...İki yana açılan perdeler koymuşum pencereye. Annemlerin evine inat. Kapalıydı o evin perdeleri. Sadece perdeler değil, dudaklar da mühürlüydü. Söylenecek sözler söylenmez,...
Stokta var
Kargo Ücreti: 45,00 TL
indirimli
90,00TL
Taksitli fiyat: 9 x 11,45TL
9786257425421
1279119
Anne Çiçekleri
Anne Çiçekleri
90.00

Hayır anne. Şimdi ölemezsin.Ben seni sevmeden olmaz...İki yana açılan perdeler koymuşum pencereye. Annemlerin evine inat. Kapalıydı o evin perdeleri. Sadece perdeler değil, dudaklar da mühürlüydü. Söylenecek sözler söylenmez, söylenmeyecekler söylenirdi. Pusu da gölgesi de çoktu. Mobilyalar solmasın diye sımsıkı perdelerin ardında ışık neredeyse hiç girmezdi o eve. Ruhlar solsun ama mobilyalar solmasın... Bedenlerimiz halıların saçakları gibi kar beyaz kalsın... “Bir ev çizin,” dediğinde eğitmen, perdeleri eksik bırakmayışım ondan. Açık olsun perdeler. Açık olsun pencereler.Hava girsin içeri. Güneş girsin.Çizdiğim pencerenin pervazındayım sanki. Nefesim sığlaşıyor. Güneşten rengi dönmüş omzuma bir öpücük konduruyorum.“Sapık mısın sen? İnsan hiç kendini öper mi?” diye bağırırdı annem görse. İçimdeki öfkenin kabardığını sıktığım dişlerimden anlıyorum. Çizdiğim pencereye bakıyorum tekrar, oradaki perdeye.Ne demişti adam çizimi yorumlarken? “Yaşam sizin için zor demek ki ona bir perdeyle sevimlilik katmak istiyorsunuz.”Olsa keşke, bir perdeyle düzelecek olsa yaşamlarımız…Özlem Çetinkaya'nın duru anlatımıyla Anne Çiçekleri, çok sıradan görünen anne kız ilişkilerinin derinlerde oluşturduğu yolları, o yolların karanlıklarını, iniş çıkışlarını fark etmenin hikâyesi. Bu hikâye bize hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını, gerçeklerin çok daha derinde olduğunu anlatıyor. Acıma ile şefkatin farkına varmamız için bize bir perde aralayan hikâyede kadının kendisine ve yaşama dair keşifleri, her kesik yarası gibi önce can yakıyor ama bir yandan da kendisine ve çevresine merhem oluyor.ÖZLEM ÇETİNKAYA1974 yılında İstanbul'da doğmuşum ancak nereli olduğum sorulduğunda baba memleketim olması sebebiyle hep “Egeliyim,” cevabını verdim.Kendimle ilgili bir başka değişmez tanımlamam ise MERAKLI. Ne zaman kendimi bir tek kelime ile anlatmam istense bu cevabı verdim.İnsanı merak ettim.Yaşamı merak ettim.Yaşamdan sonrasını merak ettim.İlişkileri merak ettim.Nedenleri ve nasılları merak ettim.Merakım beni hikâyelere götürdü.Öyle bir merak ki bu, varsayım gibi görünse de aslında varsayımların cenderesinden gerçekliğin sonsuz olasılıklarına kapı açtı.Yazarlık konusunda bir üniversite eğitimi almadım. Yazmayı okuyarak ve yazarak öğrenmeye ve gözlemlemeye gayret ediyorum.“Burada gerçekten olan ne?” sorusunun cevaplarını görmek için çaba sarf ediyorum. Yazmak için farkındalık, farkındalık için yazmanın olmazsa olmaz olduğuna gönülden inanıyorum.Çünkü biliyorum, HİÇBİR ŞEY GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİL.İlkokul yıllarından bu zamana kadar en büyük tutkum, öğrendiklerimi anlatmak. Bazen eğitmen kimliğimle, bazen bir dost sohbetiyle, kimi zaman yazdığım hikâyelerle. Hikâyelerimdeki kahramanlarının derinliklerini oluşturmak için araştırdıkça insana dair yargılarımdan yavaş yavaş sıyrılmaya başladım. Yargılarımdan sıyrıldıkça da gerçeğin peşine daha çok düşer oldum.Bu süreç beni birçok öğretiyle, çalışmayla bir araya getirdi. Her birine sonsuz teşekkür ederim. Bana katkıları büyük.Kısaca, Özlem Çetinkaya hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığına inanan, gerçeğin peşinden giden, zihnindeki tozları temizleme çabasında olan bir meraklı, bir hikâye anlatıcısı. “Hepimiz birer hikâye anlatıcısıyız, zihnimizin kurgularının içinde yaşıyoruz. Var mısınız bu hikâyelerin ardındaki gerçeklere birlikte uyanalım.”



(Tanıtım Bülteninden)


Kitabın Özellikleri
Hamur Tipi:
2. Hamur
Stok Kodu:
9786257425421
Boyut:
13,5 x 21
Sayfa Sayısı:
96
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2024
Kapak Türü:
İnce Kapak
Dili:
Türkçe

Hayır anne. Şimdi ölemezsin.Ben seni sevmeden olmaz...İki yana açılan perdeler koymuşum pencereye. Annemlerin evine inat. Kapalıydı o evin perdeleri. Sadece perdeler değil, dudaklar da mühürlüydü. Söylenecek sözler söylenmez, söylenmeyecekler söylenirdi. Pusu da gölgesi de çoktu. Mobilyalar solmasın diye sımsıkı perdelerin ardında ışık neredeyse hiç girmezdi o eve. Ruhlar solsun ama mobilyalar solmasın... Bedenlerimiz halıların saçakları gibi kar beyaz kalsın... “Bir ev çizin,” dediğinde eğitmen, perdeleri eksik bırakmayışım ondan. Açık olsun perdeler. Açık olsun pencereler.Hava girsin içeri. Güneş girsin.Çizdiğim pencerenin pervazındayım sanki. Nefesim sığlaşıyor. Güneşten rengi dönmüş omzuma bir öpücük konduruyorum.“Sapık mısın sen? İnsan hiç kendini öper mi?” diye bağırırdı annem görse. İçimdeki öfkenin kabardığını sıktığım dişlerimden anlıyorum. Çizdiğim pencereye bakıyorum tekrar, oradaki perdeye.Ne demişti adam çizimi yorumlarken? “Yaşam sizin için zor demek ki ona bir perdeyle sevimlilik katmak istiyorsunuz.”Olsa keşke, bir perdeyle düzelecek olsa yaşamlarımız…Özlem Çetinkaya'nın duru anlatımıyla Anne Çiçekleri, çok sıradan görünen anne kız ilişkilerinin derinlerde oluşturduğu yolları, o yolların karanlıklarını, iniş çıkışlarını fark etmenin hikâyesi. Bu hikâye bize hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını, gerçeklerin çok daha derinde olduğunu anlatıyor. Acıma ile şefkatin farkına varmamız için bize bir perde aralayan hikâyede kadının kendisine ve yaşama dair keşifleri, her kesik yarası gibi önce can yakıyor ama bir yandan da kendisine ve çevresine merhem oluyor.ÖZLEM ÇETİNKAYA1974 yılında İstanbul'da doğmuşum ancak nereli olduğum sorulduğunda baba memleketim olması sebebiyle hep “Egeliyim,” cevabını verdim.Kendimle ilgili bir başka değişmez tanımlamam ise MERAKLI. Ne zaman kendimi bir tek kelime ile anlatmam istense bu cevabı verdim.İnsanı merak ettim.Yaşamı merak ettim.Yaşamdan sonrasını merak ettim.İlişkileri merak ettim.Nedenleri ve nasılları merak ettim.Merakım beni hikâyelere götürdü.Öyle bir merak ki bu, varsayım gibi görünse de aslında varsayımların cenderesinden gerçekliğin sonsuz olasılıklarına kapı açtı.Yazarlık konusunda bir üniversite eğitimi almadım. Yazmayı okuyarak ve yazarak öğrenmeye ve gözlemlemeye gayret ediyorum.“Burada gerçekten olan ne?” sorusunun cevaplarını görmek için çaba sarf ediyorum. Yazmak için farkındalık, farkındalık için yazmanın olmazsa olmaz olduğuna gönülden inanıyorum.Çünkü biliyorum, HİÇBİR ŞEY GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİL.İlkokul yıllarından bu zamana kadar en büyük tutkum, öğrendiklerimi anlatmak. Bazen eğitmen kimliğimle, bazen bir dost sohbetiyle, kimi zaman yazdığım hikâyelerle. Hikâyelerimdeki kahramanlarının derinliklerini oluşturmak için araştırdıkça insana dair yargılarımdan yavaş yavaş sıyrılmaya başladım. Yargılarımdan sıyrıldıkça da gerçeğin peşine daha çok düşer oldum.Bu süreç beni birçok öğretiyle, çalışmayla bir araya getirdi. Her birine sonsuz teşekkür ederim. Bana katkıları büyük.Kısaca, Özlem Çetinkaya hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığına inanan, gerçeğin peşinden giden, zihnindeki tozları temizleme çabasında olan bir meraklı, bir hikâye anlatıcısı. “Hepimiz birer hikâye anlatıcısıyız, zihnimizin kurgularının içinde yaşıyoruz. Var mısınız bu hikâyelerin ardındaki gerçeklere birlikte uyanalım.”



(Tanıtım Bülteninden)


Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat