Dokumacı Nanir'in Elbiseleri
Hazırsanız zamanın kapıları biraz aralanacak. Birlikte MÖ 1860 yılına gidiyoruz. Asurlu tüccarlar, uzaklardan getirdikleri mallarla Kaniş'te ticaret yapıyor, şehre canlılık katıyorlar. Tüccar Ahalim de her zamanki gibi tüm siparişleri teslim etti. Dokumacı Nanir'den aldığı o güzel elbiselere talep çoktu yine. Her biri krallara, kraliçelere layıktı... Ne var ki bu kez bir şeyler yolunda gitmeyecekti. Elbiseyi giyen kraliçe rahatsızlanmıştı, sorumlular aranıyordu. Belli ki yeni gün herkes için farklı gelişmeler doğuracaktı. Özellikle de Tavinya Sarayı'na gitmek zorunda olan on iki yaşındaki Şupi ve arkadaşı Nestar için...
"Duydukları haberlerden sonra iyice tedirgin olmuşlardı. Olay tahminlerinden çok daha büyüktü ve neredeyse devlet meselesi haline gelmişti. Bu arada takip ettikleri o iki adam ortalıkta görünmüyordu. Çoktan yok olmuşlardı.
Duydun mu, sadece bizim kraliçemiz değil, diğer kraliçeler de hastalanmış. Bu ne demek oluyor Şupi?"
Biz söyleyelim. İşte şimdi işler karıştı! Kafa kafaya verme, planlar yapma, maceraya dalma zamanı çünkü her şey daha yeni başlıyor. Asıl soru şu: Nestar ve Şupi, yaklaşan fırtınaya hazır mı?
Asurlu tüccar Ahalim ve adamları, Kaniş şehri karumuna geldiklerinde henüz hiçbir dükkân kapılarını açmamıştı. Çarşı bomboştu ve o her zaman alışık oldukları kalabalıktan eser yoktu. Ahalim adamlarına, mallarını yüklediği atları meydanı çevreleyen duvarın dibine doğru götürmelerini söyledi. Onların da en az kendisi ve yanındakiler kadar dinlenmeye ihtiyacı vardı.
Çok uzun bir yoldan geliyorlardı. Üstelik bu tehlikeli bir yolculuk olmuştu. Kaniş şehri ve Ahalim'in ülkesi Asur arasında yapılan ticaret antlaşmalarında, "yolculuk yapan tüccarlar korunacak" dense de çoğu zaman bu mümkün olamıyordu. Kral Ikunum'un çabaları bazen boşa gidebiliyordu. Neyse ki bu sefer de sağ salim ulaşmışlardı. Taşıdıkları mallar içinde yakındaki Tavinya şehrinin kraliçesinin ve diğer kraliçelerin siparişleri de vardı. Son zamanlarda bölgedeki kraliçeler en çok ince beyaz kumaşlar ve bu kumaşlardan yapılmış elbiselerden sipariş ediyorlardı. Kaniş ve çevresinde oldukça talep görüyordu bunlar.
Dokumaların yanı sıra, bakırlar ve benzeri eşyalar iki bölge arasında sürekli alınıp satılıyordu. Kaniş de bu ticaret merkezlerinin en önemlilerinden biriydi. Yukarı ve Aşağı Mezopotamya olarak anılan bölgelerin aralarındaki bu sıkı bağlar sayesinde, insanlar zenginlik ve refah içerisinde yaşıyorlardı. Başlarındaki en büyük tehlikeler zaman zaman görülen kuraklık ve salgın hastalıklardı. Komşu ülkelerden gelen saldırılar ise son günlerde oldukça azalmıştı ama ne yaşanacağı hiç belli olmazdı. Bu nedenle her iki taraf da askeri güçlerini sağlamlaştırmak için büyük çaba harcıyordu. Gene de Asur'un geniş bir bölgeye yayılmış olan ticari gücü hepsinin önüne geçmişti.
***
"Hadi kalk artık, bu ne uykusu!" diye bağırdı Şupi'nin annesi. On iki yaşındaki orta boylu, siyah saçlı, siyah gözlü ve yaşıtlarına göre oldukça zayıf olan çocuk, samandan yapılmış yer yatağında isteksizce kıpırdandı. O gün yapacağı işler aklına gelince daha da gömülmek istedi üzerine örttüğü kaba kumaştan örtüye. Babası çalışmak için çok uzak diyarlara gittiğinden beri evin tüm yükü onun omuzlarındaydı. İki küçük kız kardeşi ve annesinin tüm ihtiyaçlarını o karşılıyordu. Aslında bundan dolayı bir sıkıntısı yoktu ama haftanın iki günü, yaşadığı Kaniş'in yakınlarındaki Tavinya Sarayı'na gitmek zorundaydı. Bahçelerindeki meyveleri götürüp orada satmalıydı. İşte bu gidişleri hiç sevmiyordu. Yükü çok ağır, yollarsa yürümek için çok uzun geliyordu. Her yola çıkışında "Ah..." diyordu, "Ah bir eşek alabilecek parayı kazansam!" O zaman her şey çok daha kolay olacaktı Şupi için. Haftada iki gün yerine bir gün gidecek ve istediği kadar yük taşıyabilecekti.
Ancak bu sadece bir hayaldi onun için. Kazandığı parayla alabildiği sadece biraz erzak biraz da ailenin ufak tefek ihtiyaçlarıydı. "Şimdilik..." diye geçirdi içinden. Ne kadar zorlu bir hayatı olsa da umudunu hiç kaybetmemeye çalışıyordu. Bir gün mutlaka hayallerini gerçekleştireceğini biliyordu. Uzun zamandır babası da para gönderemiyordu ama Şupi babasının durumu iyi olsa mutlaka geri döneceğine ya da eskisi gibi para göndermeye devam edeceğine inanıyordu. Bu nedenle hiç kızmıyordu, sadece o dönene kadar evdekilere ve kendine iyi bakmaya çalışıyordu.
***
Ahalim mi? Her yerde seni arıyorlar, o elbiseleri getiren senmişsin...
Bak Nestar... Adın buydu, değil mi? Doğru, ben getirdim. Baban da dahil tüm saray kâhyalarına sattım ama inanın ben onların zehirli olduğunu bilmiyordum. Yani bu nasıl gerçekleşebilir, kim yapar bunu, inanın bilmiyorum. Şimdi herkes benim suçlu olduğumu düşünüyor ama ben yapmadım. Üstelik daha kraliçelerin o elbiseler yüzünden hastalandığı belli bile değil...
Tek ortak noktaları o. Duymadın mı şehirde konuşulanları, hepsi elbiseleri giydikten sonra hastalandı ve babam sadece elbiseyi kraliçeye götürdü ama o hapiste şimdi!
Tamam işte, ben de bun
Hazırsanız zamanın kapıları biraz aralanacak. Birlikte MÖ 1860 yılına gidiyoruz. Asurlu tüccarlar, uzaklardan getirdikleri mallarla Kaniş'te ticaret yapıyor, şehre canlılık katıyorlar. Tüccar Ahalim de her zamanki gibi tüm siparişleri teslim etti. Dokumacı Nanir'den aldığı o güzel elbiselere talep çoktu yine. Her biri krallara, kraliçelere layıktı... Ne var ki bu kez bir şeyler yolunda gitmeyecekti. Elbiseyi giyen kraliçe rahatsızlanmıştı, sorumlular aranıyordu. Belli ki yeni gün herkes için farklı gelişmeler doğuracaktı. Özellikle de Tavinya Sarayı'na gitmek zorunda olan on iki yaşındaki Şupi ve arkadaşı Nestar için...
"Duydukları haberlerden sonra iyice tedirgin olmuşlardı. Olay tahminlerinden çok daha büyüktü ve neredeyse devlet meselesi haline gelmişti. Bu arada takip ettikleri o iki adam ortalıkta görünmüyordu. Çoktan yok olmuşlardı.
Duydun mu, sadece bizim kraliçemiz değil, diğer kraliçeler de hastalanmış. Bu ne demek oluyor Şupi?"
Biz söyleyelim. İşte şimdi işler karıştı! Kafa kafaya verme, planlar yapma, maceraya dalma zamanı çünkü her şey daha yeni başlıyor. Asıl soru şu: Nestar ve Şupi, yaklaşan fırtınaya hazır mı?
Asurlu tüccar Ahalim ve adamları, Kaniş şehri karumuna geldiklerinde henüz hiçbir dükkân kapılarını açmamıştı. Çarşı bomboştu ve o her zaman alışık oldukları kalabalıktan eser yoktu. Ahalim adamlarına, mallarını yüklediği atları meydanı çevreleyen duvarın dibine doğru götürmelerini söyledi. Onların da en az kendisi ve yanındakiler kadar dinlenmeye ihtiyacı vardı.
Çok uzun bir yoldan geliyorlardı. Üstelik bu tehlikeli bir yolculuk olmuştu. Kaniş şehri ve Ahalim'in ülkesi Asur arasında yapılan ticaret antlaşmalarında, "yolculuk yapan tüccarlar korunacak" dense de çoğu zaman bu mümkün olamıyordu. Kral Ikunum'un çabaları bazen boşa gidebiliyordu. Neyse ki bu sefer de sağ salim ulaşmışlardı. Taşıdıkları mallar içinde yakındaki Tavinya şehrinin kraliçesinin ve diğer kraliçelerin siparişleri de vardı. Son zamanlarda bölgedeki kraliçeler en çok ince beyaz kumaşlar ve bu kumaşlardan yapılmış elbiselerden sipariş ediyorlardı. Kaniş ve çevresinde oldukça talep görüyordu bunlar.
Dokumaların yanı sıra, bakırlar ve benzeri eşyalar iki bölge arasında sürekli alınıp satılıyordu. Kaniş de bu ticaret merkezlerinin en önemlilerinden biriydi. Yukarı ve Aşağı Mezopotamya olarak anılan bölgelerin aralarındaki bu sıkı bağlar sayesinde, insanlar zenginlik ve refah içerisinde yaşıyorlardı. Başlarındaki en büyük tehlikeler zaman zaman görülen kuraklık ve salgın hastalıklardı. Komşu ülkelerden gelen saldırılar ise son günlerde oldukça azalmıştı ama ne yaşanacağı hiç belli olmazdı. Bu nedenle her iki taraf da askeri güçlerini sağlamlaştırmak için büyük çaba harcıyordu. Gene de Asur'un geniş bir bölgeye yayılmış olan ticari gücü hepsinin önüne geçmişti.
***
"Hadi kalk artık, bu ne uykusu!" diye bağırdı Şupi'nin annesi. On iki yaşındaki orta boylu, siyah saçlı, siyah gözlü ve yaşıtlarına göre oldukça zayıf olan çocuk, samandan yapılmış yer yatağında isteksizce kıpırdandı. O gün yapacağı işler aklına gelince daha da gömülmek istedi üzerine örttüğü kaba kumaştan örtüye. Babası çalışmak için çok uzak diyarlara gittiğinden beri evin tüm yükü onun omuzlarındaydı. İki küçük kız kardeşi ve annesinin tüm ihtiyaçlarını o karşılıyordu. Aslında bundan dolayı bir sıkıntısı yoktu ama haftanın iki günü, yaşadığı Kaniş'in yakınlarındaki Tavinya Sarayı'na gitmek zorundaydı. Bahçelerindeki meyveleri götürüp orada satmalıydı. İşte bu gidişleri hiç sevmiyordu. Yükü çok ağır, yollarsa yürümek için çok uzun geliyordu. Her yola çıkışında "Ah..." diyordu, "Ah bir eşek alabilecek parayı kazansam!" O zaman her şey çok daha kolay olacaktı Şupi için. Haftada iki gün yerine bir gün gidecek ve istediği kadar yük taşıyabilecekti.
Ancak bu sadece bir hayaldi onun için. Kazandığı parayla alabildiği sadece biraz erzak biraz da ailenin ufak tefek ihtiyaçlarıydı. "Şimdilik..." diye geçirdi içinden. Ne kadar zorlu bir hayatı olsa da umudunu hiç kaybetmemeye çalışıyordu. Bir gün mutlaka hayallerini gerçekleştireceğini biliyordu. Uzun zamandır babası da para gönderemiyordu ama Şupi babasının durumu iyi olsa mutlaka geri döneceğine ya da eskisi gibi para göndermeye devam edeceğine inanıyordu. Bu nedenle hiç kızmıyordu, sadece o dönene kadar evdekilere ve kendine iyi bakmaya çalışıyordu.
***
Ahalim mi? Her yerde seni arıyorlar, o elbiseleri getiren senmişsin...
Bak Nestar... Adın buydu, değil mi? Doğru, ben getirdim. Baban da dahil tüm saray kâhyalarına sattım ama inanın ben onların zehirli olduğunu bilmiyordum. Yani bu nasıl gerçekleşebilir, kim yapar bunu, inanın bilmiyorum. Şimdi herkes benim suçlu olduğumu düşünüyor ama ben yapmadım. Üstelik daha kraliçelerin o elbiseler yüzünden hastalandığı belli bile değil...
Tek ortak noktaları o. Duymadın mı şehirde konuşulanları, hepsi elbiseleri giydikten sonra hastalandı ve babam sadece elbiseyi kraliçeye götürdü ama o hapiste şimdi!
Tamam işte, ben de bun
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| 1 | - | - |
| 2 | 58,00 | 116,01 |
| 3 | 39,39 | 118,18 |
| 6 | 20,60 | 123,60 |
| 9 | 14,22 | 127,94 |
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| 1 | - | - |
| 2 | 58,00 | 116,01 |
| 3 | 40,01 | 120,02 |
| 6 | 20,60 | 123,60 |
| 9 | 14,22 | 127,94 |
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| 1 | - | - |
| 2 | 58,00 | 116,01 |
| 3 | 40,12 | 120,35 |
| 6 | 20,60 | 123,60 |
| 9 | 14,34 | 129,02 |
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| 1 | - | - |
| 2 | 58,00 | 116,01 |
| 3 | 40,12 | 120,35 |
| 6 | 21,50 | 129,02 |
| 9 | 14,34 | 129,02 |
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| 1 | - | - |
| 2 | 58,00 | 116,01 |
| 3 | 36,50 | 109,50 |
| 6 | 20,60 | 123,60 |
| 9 | 14,34 | 129,02 |
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 108,42 | 108,42 |
| 2 | 58,00 | 116,01 |
| 3 | 39,75 | 119,26 |
| 6 | 20,60 | 123,60 |
| 9 | 14,34 | 129,02 |


